"dinle böceğim, uzun bir seyahate çıkacağım, hareketimden evvel bazı şeyleri söylemek arzusundayım.
yokluğum fazla uzayabilir, zaman zaman, dediklerimi dinleyerek saptarsın ki: hayatta kimse kimseyi anlayamaz, kimse kimsenin yerini tutamaz; aşk dediğimiz, ya vahim bir yanlış anlaşılmadır, ya kötü bir hayal kurma tarzı; iki kişinin ikisi de, öbürünün yerine hayal kurmaya kalkıştığından, sükût-u hayaller eksik olmaz!
sen dediğime kulak ver, kendimizden başkasını sevemiyoruz; sevdiğimiz, şahsiyetimizin dışlaştırılmış, bir başkasının üzerinde somutlaştırılmış hayâli; o başkası da kendisini üçüncü bir şahıs üzerinde dışlaştırır, somutlaştırır: arada ahenk kurulamaz, nasıl kurulsun, sevdiğimizle sandığımız farklı!
muvaffak bir çift, yalnızlığa tahammülü yüksek iki insan manâsını taşır: çift demek, yan yana iki yalnızlık demek, beraber bile olamamış, kesişmesi bile zor! onun için böyle bir hayatı, içine girip kurbanı olmadan yaşayacaksın, yani uzaktan.
uzaktan, soyut, hemen hemen yok bir şahsı sevmekten güzelini tasavvur edemiyorum.
yakında olmayan sevgili tahayyülde yaşatılır, hayalde yaşatmak az evvel açıkladığım kaideye uygun olarak, onu kendine benzetmektir; yanında bulunmayacağından, o buna ne itiraz edebilir, ne müdahale: sevdiğini, hayalinde değiştirdikçe, kendine benzettikçe daha çok seversin, böylece denge korunmuş olur.
sevmek! sevmek esasında alıp başını gitmektir, sevgiliden uzaklaşan mutlak aşka yaklaşır, sevdiğini gönlünde kendi bildiğince yeniden yaratarak..." Attila İlhan, Fena Halde Leman...
tez üzerime geldikçe, içimde başarısızlığı hissettikçe dikkatimi dağıtıyorum. içimdeki her daim aşık kadını çıkarıyorum. naftalin kokularını atıveriyor hemen üzerimden, incecik elbiseleri, mini mini etekleri, küçücük kalbi rüzgarda titrek.
bir koku var içimde. ölmediği halde ölmüş bir insanın kokusu bu. başarısızlığı hissettikçe artıyor kokum. kalkıp bir şeyleri düzeltecek mecalim de yok, şimdilik sahneye çıkardığım ürkek ve aşık kadın bir süre idare eder. nanam nanam na na na.... bir ezgisi de var kadınımın. o benim hep yaşamaya istekli yanım. yoksa toparlanmalı mı artık? diğer parçalarıma sormalıyım! ama her parça başka bir yere çekiştirirken biz ortak bir hayat kuramayız. bugüne kadar idare ettik ama bazılarımızın gitmesi gerekiyor. birinin daha baskın olması gerekiyor, umarım bu savaşı içimdeki işkolik kadın kazanmaz. ama bu tezi de bitirse bitirse o bitirir. bir süre kullansak mı kızlar? işleri bizim için yoluna koysa? hişşşt, sessiz olun, duymasın, küser bize. sokağa atacak halimiz yok ya... zaten bakmayın o afrasına tafrasına aslında içinizde en güçsüz olan o! çalışmaktan başka bir uyuşturucu bilmediği için, durursa dayanamayacağını bildiği için saklanıyor işlerin ardına. durun bakalım, biraz o yönetsin bizi... sonra hep beraber ona gülmeyi ve sevmeyi öğretelim. kimsenin gitmesine izin vermeyelim, çocukken bizi terkeden oyun arkadaşlarımız bir daha geri gelmediler. hem sonra gördük onları başka çocuklar nasıl mahvetti. eğer birimizi kaybedersek... kızlar bizim birbirimize sarılmamız lazım....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder