Popüler Yayınlar

16 Mart 2015 Pazartesi

Funda'yı evlendirdik:)))

bütün hafta sınav gözetmenliğim vardı ve benm gibi gece çalışıp gündüz uyuyan insanları çok zorlayacak bir saat olan 7'de uyanmak zorunda kaldım. para kazanmak yerine kendimi ilim-irfana adadığım için maalesef hala şehir dışında oturuyorum ve arabam yok. otobüste sabahın köründe ayakta yolculuk etmek beni bütün gün agresif ve depresif bir insana gönüştürebiliyor ki bundan en çok zararı can dostum serdar görmekte. onun hataları daha bir sinir ediyor beni, elimde olsa tüm hayatını düzenleyip al yaşa diyeceğim ama olmuyor. olmayınca daha çok üzülüyor daha sinir oluyorum.... of be dostum, neden beni dertlere gark ediyorsun ki?

diğer yandan bu meslekte zengin olamayacağım kesin! "en iyisi zengin koca bulmak" anlayışını ben de benimsemeye karar verdim. hemen listemi kontrol ettim maalesef zengin olan tüm taliplerim evlenmiş, salak şeyler bu kadar erken evlenilir mi? gerçi benden zegin koca karısı olmaz zaten. hem tüm yakın arkadaşlarım bilir ki ben arıza tipleri severim. ama çok ama çok zor aşık olurum. bir keresinde hem kendimi hem de çevremi tam 4 yıl aşık olduğuma inandırdım. işin kötüsü çocuk da ona aşık olduğuma inandı. yatıp kalkıp bana dua etmesi lazım çünkü ben onun mezun olunca sıradan bir hayat yaşayacağını biliyordum. benim amacım gerçek aşkımı bulana kadar kendimi formda tutmak, acıya dayanma gücümü arttırmaktı. bunun karşılığında o da ücretini aldı. ölene kadar güzel bir anısı oldu, hatta çouklarına bile anlatabilir... ben hala aşık olmayı bekliyorum ama bir şeyi farkettim ben artık anne olmak istiyorum. ama aşık değilim! her sabah evden bugün aşık olacağım kararı ile çıkmaktayım ama akşam eve eli boş dönmekteyim. 1981 doğumlu bir kadın olarak maalesef biraz acele etmem gerekiyor çünkü 3 çocuk istiyorum. bu durumun başbakanımızla bir alakası yok. benimki tamamen 2 harika erkek kardeşe sahip bir ablanın yaşadığı mutluluğu çocuklarının da yaşamasını istemesi. tüm bunlar iyi hoş da benim bir tezim var... tez bitmeden evlenemem ağbi! tez bitecek, ben yurt dışına gidecek, dönecek kendi evine çıkacak, onu istediği gibi dayayıp döşeyecek... yani şu günlerde tezime yoğunlaşmalıyım ki hayatım güzelleşsin ve ertelediğim sanat etkinliklerine dönebileyim. çello çalacağım... ah benim güzel mi güzel başlangıç aşamasındakiler için yapılmış çellom... seni çok seviyorum. sonra yarım kalmış öykülerim, fotoğrafını çekmek istediğim onca güzellik ve hepsinden önemlisi bir marangozun yanın açırak girme hayalim. ben hep marangoz olmak istedim, heeeeep!

tüm bu çelişkiler içinde gidip gelirken bizim funda birden evlenmeye karar verdi. yoğun bir haftanın cuma gecesi kınasına gittim. bu benim ilk kınamdı! kınaya annemle beraber gitmiştik, elbise moda olmadan önce aldığım çiçekli kadife elbisemi giydim. ölçülü bir sırt ve göğüs dekoltesi olan, belime tam oturan, dizlerime kadar inen elbimin altına uzun tupuklu, mürdüm botlarımı giydim. ince çorapta tercih ettiğim tek renk ten rengidir. saçlarımı topuz yapıp, pembemsi kemik gözlüklerimi taktım ve kırmızı bir ruj sürdüm. oynamayı seven bir kadıncağız olarak bizim kızlarla kendi çapımızda kıvırdık. ama sevilay ve süreyyanın ortaokul yıllarında geliştirdikleri dans gösterileri dansözlere taş çıkartırdı! o gece tüm teyzelerin bana baktığını gördüm ve çok sinir oldum! ne var bakacak diye de sürekli anneme şikayette bulundum. ertesi gün öğrendiğime göre, teyzeler oğulları adın abana talip olmuşlar, ama maalesef teyzeciklerim maalesef, annişkomun benim için hayali uzun boylu, uzun saçlı, küpeli, basketbol oynayan bir doktor! üstelik annem uzmanlık alanlarını bile tercih ediyor, kardiyoloji, göz, çocuk ve jinekoloji hadi olmadı dahiliye, romatoloji... cumartesi günü yapılan nikah ve akşam gençler arasındaki eğlence fundanın kardeşi cihanın doktor olması sebebiyle annem için çok önemliydi. yorgun argın geldiğim cumartesi sınavından sonra azıcık uyumama izin vermedi annem. annemin giymemi istediği elbiselerin hepsini eleyip, siyah elbisemin içinde, açık bıraktığım saçlarıma taktığım süslü tacımla çok ama çok zariftim. yine makyaj yapmadım sadece kırmızı ruj sürdüm. ya ben çok güzel bir kadınım. başkaları ne düşünür bilmem ama ben kendimi çok beğeniyorum, bu güzelliğin üstün ebir de akıllıyım. Allah'ım çok şükür tek eksiğim olan aşık olma yeteneğini de verirsen tam türküye uygun olacağım. "her yerini beğendim azıcık boydan kısa"! yrogunluğuma rağmen gece güzeldi. hele dilanın "ben seni gizli sevdim bilmedim alem duyar" kısmıyla yüreğimi dağlayan türküsü... hemen arkasından bahça duvarını aştımı söyledi. tüm içtenliğimle nakaratına eşlik bile ettim, "Yanıyorum yanıyorum hele, Mayii oldum gonca güle,Acem şalı ince bele" ama bir kere içime hüzün girmişti. annem "beni hüzün gözlüm" diye sever. gözlerimde hep hüzün varmış, hüzün ne güzel yakışıyor kızımın zarif yüzüne der. gece biterken cihanın arkadaşlarının dikkatini zarifliğim ve hüzünlü yüzüm çekmiş. ama dedim ya benim içime hüzün girmişti bir kere. o andan itibaren sadece ortamı bozmamak için güldüm, oynadım. hep yaptığım gibi gülme rolü yaptım. arkadaşlar geceye park caddesinde devam edelim dediler, bana uyar dedim. ne de olsa beni onlar eve bırakacatı, kimsenin gecesini bozmamalıydım. nargile, public, mozzy, falan filan dolaştılar. bir ara dalmışım, "kız içmeden sarhoş oluyorsun" diye dalga geçtiler. ben hüzünle sarhoşum dostum dedim içimden ve gülümsedim.

( annem bir dakika içerisinde en az 8 kez "hadi çayın soğudu gel" dedi. Allah'ım bir kaç dakika yalnız kalamayacak mıyım? )

gece bitti, beni eve bıraktılar. kapıdan içeri girene kadar beklediler. ne de olsa ben babamın kelebeğiyim ve bana dikkat etmeleri gerekiyor, yoksa hemen hasta oluyor babasının kelebeği... babam sürekli beni emanet edeceği biri için dua ediyor Allah'a, bilmiyorum sanıyor ama herşeyin farkındayım. annemle babam ben eve gelince yattılar, odama geçtim ve turgutla cemali önce dizime aldım. bir süre onları okşadım sonra turguta karar verdim. gözlerim kapanana kadar turgut eşlik bana....


tüm alaylarım bir tarafa, sahi ben aşık olabilecek miyim? birine güvenebilecek miyim?

(annem sinirlenmeye başladı, gidiyorum)

bilmediğim aşkım acaba çok mu uzaklarda. falcının dediği gibi ingiletereye mi gitmem gerekiyor onu bulmak için. mavi gözlü bir irlandalı mı sevecek beni sonsuza kadar ve ben onun yanında mı güvende olacağım? yoksa falcıyı bizim kızlar mı ayarladı bana, ben umut taşıyayım diye? yaşayıp görmek düşüyor değil mi bana?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder